29 Nisan 2012 Pazar

~Hint Gece Müziği~


Geçen Pazartesi Taksim'deki sahaflarda aylak aylak dolanırken Antonio Tabucchi'nin yazmış olduğu "Hint Gece Müziği" adlı bir kitap elime geliverdi...Benim gibi egzotik Hint kültürüne hayranlık besleyen biri için bu büyük bir nimet oldu tabi.
Zaten kısacık olan kitabı ertesi gün ikizlerimden birini uyuturken hoooop diye bitiriverdim ve son sayfayı da okuyup bitirdiğimde 'keşke daha uzun olsaydı' diye geçirdim içimden.
Hindistan'la alakalı diğer kitaplardan farklı olarak abartıdan uzak, yalın bir dille yazılmış; konusuna ilişkin olarak verebileceğim tek ipucu ise kitabın 'kendi içinde bir kayboluş ve yine kendine yönelik bir arayış'a dair olmasıdır.
Ben çok keyif aldım okurken, umarım sizler de aynı lezzeti tadabilirsiniz.
Herkese iyi okumalar...

15 Nisan 2012 Pazar

Son Şaheserimiz :)

Bu aralar 2 yaş altı bebeklerde bilgisayarda takılmak moda oldu. Tamam onlar da haklılar, teknoloji çocukları olarak yeryüzüne iniyorlar ama bi' yere kadar...24 saat Pepee izleyip "yaşasın yemek yemek, çişimiz tuvalete" diye haykırmak, Bay Becerikli'nin eğlenceli şekilleri ile dans etmek, Hande Yener ve Sinan Akçıl eşliğinde maaile "atmaaaaa" diye çığırmak inanıyorum ki hiç bir velinin izin vereceği boş zaman faaliyeti değildir.

Biz bu bilgisayar karşısında aççç aççç diye böğürerek tepinme, zırlama, zıplama, kendini yerden yere, yerden duvara ve koltuklara atma hokkabazlıklarını bir nebze de olsa azaltmak üzere aşağıdaki şekilde bir yöntem geliştirdik:

1- Verilen kısıtlı süre zarfında izlenecek olan (ve daha önce milyon kez izlenmiş olan) çizgi film bölümü izlenir.
2- Bu esnada bebenin ağzına ne kadar sağlıklı yiyecek varsa tıkılır.
3- Bebeğin karnı doymuşsa ancak halen bilgisayar diye tutturuyorsa, "aaa bilgisayarın şarjı bitmiş, dur şarja takalım sonra izleriz" numarası çekilir.
4- Üçüncü maddedeki numara tuttuysa ne ala, yok bu numara sökmediyse, "aaa hadi bilgisayarda resim yapalım" cümlesinden ibaret olan "B" planına geçilir.
5- Bunu duyan bebe heyecanlanır, koltuktaki veya kucaktaki yerini alır.
6- İtinayla bir "paint" dosyası açılır, Allah ne verdiyse (ağaç, kuş, güneş, bulut, çiçek, vs.) çizilir. Çizim yapılırken de nesne adları tekrarlanarak bebenin hafızasına kazınır.
7-Erken yaşı nedeniyle öğrenmeye aç ve açık olan bebe nesneleri bir hışımla ezberler ve kendince yorumlar: buyut (bulut), güyeş (güneş), ayaç (ağaç), vb. Ancak 7. dakikadan itibaren bilgisayara dokunamayıp, hiç bir parçasına zarar verememnin çaresiz pasifliği bebeyi sıkıntıya sürükler ve bebe 8. dakikada kucaktan veya koltuktan yavaşça kayarak soluğu oyuncak kamyonunun yanında alır.
8 - Bu aşamadan itibaren işler kolaylaşır. Bilgisayar sakince (anne heyecanını/telaşını belli etmemelidir) kapatılır ve oyuncak kamyonun "na-ın", "bip-bip", "düt-düt" nidalarına eşlik etmek üzere bebenin yanına yerleşilir:)

İşte dün akşam 10:30 sularında anne tarafından uygulanmış olan bu sinsi plan sonucu ortaya çıkan (şah)eser aşağıdadır:

12 Nisan 2012 Perşembe

İşte geldim burdayım!

Uzun bir ara...derin bir sessizlik...soluk alış verişlerimizin bile durduğu saliselik bir yokluğun ardından işte yine ben ! Dinlendik, ailece toparlandık, havalar ısındı, ikizlerle sokakta top oynama ve park ziyaretleri sezonu açıldı.Çimlerde yuvarlanmalarımız da cabası :) Baharın gelişi kendini giderek daha çok belli ediyor...lakin ne demiş Çinli bir şair "...dökülüyordu işte bahara sevinen elma çiçekleri bile..."


Yoğunluğum kaldığı yerden devam ediyor..ev, iş, ikizler ve kibrit kutusu büyüklüğünde boş vakit...İşte size hayatımdan bir kare; bu karede çalışma ortamımı görüyorsunuz. Kırmızı kupa geçen sene yılbaşında eşime hediye gelmişti. Hemen el koydum ben de...Not defterimi geçen ay aldım. Beşiktaş'taki Kabalcı kitapevinden ve beyaz çikolatalı tadelle...vazgeçilmezim. Bütün bunların çalışırken beni motive ederek hızlandırdığına inanıyorum...ne yazık ki kendimi yemeğe içmeye kaptırıp yavaşladığımı sonradan fark ediyorum :)

Ve işte bu ayın başarısı...bitirilmiş bir başka kitap daha: Barış Bıçakçı'nın Sinek Isırıklarının Müellifi. Yumuşacık, sevgi dolu, sıcacık bir kitap. Okurken kendimden çok şey buldum ve kitap rafa kalktığında bulduklarımı tekrar yitirdim. Hayat gibi..gelip gitmeler, gidip dönme(me)ler, oturup kalkmalar, yiyip içmeler, uyuyup uyanmalar, gülüp ağlamalar ve yaşayıp ölmeler...Okumadıysanız şiddetle tavsiye edilir!

Jane Austen Öldü Mü, Issız Acun Kaldı Mı, İmdi Yürek Yırtılır :)

Jane Austen...kadın-erkek arasındaki ilişkileri, aile bağlarını, sosyal düzeni cesur bir kalemle ele alan, yine de döneminde taktir göreme...