28 Şubat 2013 Perşembe

Sevgili Günlük #6

Bu hafta öncelikle evi dağıtma temasını içeren bir radyo yapımı oyunumuz var. Nane ve Limon'u izlerken onların radyo istasyonu kurduğunu gören ikizlerim derhal harekete geçerek gerekli malzemeleri annelerinden temin edip küçük çaplı bir radyo istasyonu kurdular. "Hadi canım sende!" demeden önce fotoğrafımıza bir bakın lütfen...
Fotoğrafta sandalyenin üzerinde görülen kulaklıklardan müzik sesi geleceğini iddia ediyorlar, hem de ucunu herhangi bir yere takmadan :D

Bu haftanın bir sonraki sıkça başvurulan oyunu "Anne yemek yapalım mı?" başlıklı çanak çömlek oyunuydu. Mutfakta yemek yaparken onları oyalamanın en kolay yolu mutfak dolaplarını boşaltmalarına izin vermek sanırım. Evet, sonradan toplaması biraz uzun sürüyor ama en azında akşama üç çeşit yemeğim hazır oluyor :)


Ne pişirdiklerini soracak olursanız genelde çorba ve köfte :))

Bu hafta Caillou'lu kamp çadırımızı tekrar kurduk. Saklambaç oynarken çok işimize yarıyor. Bu sefer Keloğlancılık oynarken çadırı bir mağara olarak kullandık ve önünü kayalarla (yastıklarla) kapatarak mağaranın girişini bulmaya çalıştık.


Mağaranın içine atlarken arada bir kafaların tokuştuğu ya da birbirlerini ezdikleri de oluyor ama oyun oynarken o kadar da olur :)


Sevgili Anne, bu hafta sen kendin için neler yaptın diye sorarsanız, öncelikle alışverişe çıkıp kış indirimlerinden faydalandım. Sonra eski iş arkadaşlarımla buluşarak keyifli bir öğle yemeği yedim. Ve Anne Karenina filmini izledim. Tiyatro tadında olan bu acıklı hikayeyi elbette beğendim. Zaten başroldeki Keira Knightley'i her zaman sevmişimdir.

Bu hafta da bizden bu kadar....

19 Şubat 2013 Salı

Anne Şimdi Ne Oynasak?

İkizlerimden en çok duyduğum soru cümlesi bu sanırım..."Anne benim canım sıkılıyor, şimdi ne oynasak?" ya da "Anne ben yapamadım bana oyun kurar mısın?" ya da "hadi anne kalk oyun oynat" :)

Böylece sabah 9 itibari ile oyun saatimiz de başlamış oluyor ve ne hikmetse bu oyun saati akşam baba eve gelene kadar devam ediyor, hiç bitmek bilmiyor...

Gün boyu yaptıklarımızdan işte size bir kaç örnek:

Önce sağlam kafa sağlam vücutta bulunur diyerek biraz spor yaptık. Her boyutta çeşit çeşit topu basket potasından geçirme yarışı düzenledik. Tabi odalara kaçan topları bir o yana bir bu yana koşarak toplayan bendeniz asıl sporu yapmış oldum. Fazla yağlarımdan kurtuldum :)

Sonrasında el kaslarımızı geliştirmek için oyun hamurundan maskeler yaptık. Hamurdan surat üzerine yine hamurdan göz ilavesi tamamen onların fikriydi. Her ne kadar kendilerine muhteşem bir maske oldu desem de gece rüyama girmemesi için dua ediyorum :))

Ve son günlerin favori oyunu "Çöpcülük". Bu oyunda önce bütün çekmece ve dolaplar boşaltılıyor. Ardından her birşey çöp poşetlerine itinayla atılıyor. Çöp poşeti bisiklete yüklenerek "çöpçüü geldiii çöpçü" diye bağırılıyor. Tabii oyun sonrasında bütün pisliği anne topluyor :D

Var mı başka oyun önerisi olan??


16 Şubat 2013 Cumartesi

Sevgili Günlük #5

Geçen haftamız tam bir felaketti. İkizlerimin önce biri ateşlendi, hemen ardından da diğeri. Hastane, ilaçlar, uykusuz geceler derken tam bir enkaza dönüştük ailece. Aldıkları kiloları bir güzel verdiler. Hala da iştahları kapalı. Daha yeni yeni enerjilerini geri kazanmaya başladılar. Bu hastalıklı karanlık dönemin bize tek faydası, annemin bizde kalması oldu. O kadar yol gelinir de hemencecik dönülür mü...hala bizde annem, gitmesine izin vermedik. Gerekirse kapıyı kilitleyip anahtarı bile yutabilirim gitmesin diye :))


Hastalıktan daha yeni kurtulan yavrucuklarımın moralleri biraz yerine gelsin diye babamız yeni bir oyuncak seti almış bu hafta. Matkap, döner testere ve iki adet gözlükten oluşan bu sete ikizlerim bayıldı. Masa, sandalye, kapı ve hatta vitrin camı olmak üzere her yeri tamir ettiklerini iddia ediyorlar :)


Bu hafta tek etkinliğim yine bir Bollywood filmi izlemek oldu. Fantastik bilim kurgu ve komedi kategorisine girebilecek bir film olan Ra.One'ı izlerken çok eğlendim, kötü enerjimi üzerimden attım. Bunun için başrol oyuncusu Shah Rukh Khan'a müteşekkirim!

Evet, haftamız kötü başladı ancak bir şekilde el birliğiyle iyi bitirmeyi başardık...Umarım uzun bir süre evimize hastalığın H'si bile girmez...Sağlık en büyük nimet, bunu bir kez daha anladım!

15 Şubat 2013 Cuma

Ayraçlaşma Etkinliğimin Güzelleri :)


Başlatmış olduğum ayraçlaşma etkinliğinde çekiliş sonunda sevgili Berfin ile eşleşmiştim. Kendisi ile en büyük ortak özelliğimiz ikimizin de ikiz erkek çocuk sahibi olmamız. Herhalde bizi bizden daha iyi kimse anlayamaz :)) Sevgili Berfin bu özelliğimizden yola çıkarak ikiz temalı birbirinden güzel ayraçlar hazırlamış ve yollamış bana.

Postacının sesini duyduğumda işte dedim ayraçlarım geldi. Lila rengi zarfa muhteşem manzaralı bir kart postal ve sevgi dolu satırlar eşlik etmiş. Ve tabii yukarıda görülen el emeği göz nuru ayraçlar. Bir kez de buradan çok ama çok teşekkürler Berfin :))




13 Şubat 2013 Çarşamba

Okuyorum No. 3


Ocak ayının sonunda başladığım bu kitapları Şubat ayının ilk haftasında bitirdim.
Bunlardan ilki Nermin Bezmen'in Sır adlı kitabı. Aslında Nermin Bezmen okumayı pek sevmem. Hele ki Bizim Gizli Bahçemizden kitabını okuduktan sonra bir daha bu yazarın başka bir kitabını okumam demiştim kendi kendime. Nedense karakterlerini soğuk, burnu büyük, gereksiz yere hırslı ve kendini her zaman en güzel ve en zengin ve hatta en bilgili zanneden birer boş kişilik olarak görüyorum. Karakterlerinin bu özellikleri de ne yazık ki beni kitaplarından uzaklaştırıyor! Ama kayınvalidem aracılığıyla hazır elime geçen bu kitabı okumadan edemedim işte...

Bitirdiğim diğer kitap Buket Uzuner'in Ayın En Çıplak Günü kitabı. Kısa kısa hikayelerden oluşan bu kitap da yazarın okuduğum diğer kitapları gibi hoşuma gitti. Dilindeki sadelik ve duruluk, seçtiği konuların doğrudan insanla, hayatla ilgili olması bunda etkili sanırım.

Ve son kitabımız daha önce kısaca bahsetmiş olduğum Özlem P. Şinik'in Sıra Dışı Annelik İkiz Anneliği kitabı. Bu kitabı sevmemde elbette bir ikiz annesi olmam etkili oldu. Ancak yazarın da hakkını vermek gerek. Gayet akıcı ve eğlenci bir dille ikiz annelerine hem moral hem de pratik bilgi sağlamış.

Şu an Lizbon'a Gece Treni'ni okuyorum. Onun yorumu da bir sonraki okuma seansına kalsın :))

Herkese keyifli okumalar...

9 Şubat 2013 Cumartesi

Balık Tutmaya Ne Dersiniz?!

Sanırım geçen Cumartesi'ydi. İkizlerimle oturmuş Keloğlan izliyorduk. Hani şu dere kenarında mahallece oltalar elde balık tutulan bölüm. Bunu gören ikiz kardeşler Bilgecan Dede ve Tilkican Dede (yani benim ikiz böceklerim) tutturdular "anne bizim oltamız nerede?" diye. Bugünün çıngar çıkarma konusu belli oldu dedim içimden ama dışım hiç bozuntuya vermedi.

Hadi dedim ne duruyoruz o zaman;  olta isteyen televizyonu kapatıp benimle gelsin. Anında fırladılar ayağa. Önce televizyonu kapattık, aktivite masamızı kurduk. Renkli kartonlar, pipet, bel lastiği (halk arasında don lastiği olarak da bilinir), makas, kalem, uhu gibi malzemelerimizi dizdik masanın üzerine.



Önce kartonları bir bir elden geçirip renkleri tekrar ettik. Ardından seçtikleri renkteki kartonlara biri köpek balığı diğeri ise yunus balığı çizmemi istedi. Çizdiğimiz balıkları kesip çıkardık.



Bir karış boyunda kestiğimiz don lastiklerinin bir ucuna balıkları yapıştırdık. Lastiklerin diğer ucunuda pipetlere bağladık.


Ve işte sonuç...Muhteşem birer oltamız ve halihazırda yakalanmış balıklarımız oldu :D



Yaparken de çok eğlendik. Tavsiye ederiz !

7 Şubat 2013 Perşembe

Kırtasiye Alışverişim No. 1


Uzun zamandır mahalle kırtasiyemizi ziyaret edememiştim. İkizlerimin babaannelerinin gelmesini fırsat bilip düştüm yollara. Kırtasiyelerde, hele mahalle aralarında kalmış küçük kırtasiyelerde alışveriş yapmaya bayılırım. Aslında yolda giderken hiçbir şeye ihtiyacım olmadığını düşünüyordum. Ama içeri girince oradaki her türlü ıvır zıvıra teslim oldum. 2 adet beyaz zarf, 2 adet renkli zarf, 2 adet kartpostal, bir adet arı figürlü jumbo boy tükenmez kalem ve fotoğrafta görünmeyen 10 adet top şeklinde sakız ve 5 adet çocukluğumun kayısılı çikolatası cino'yu çantama atıp geldim. Kartlardan ve zarflardan birer tanesi bu hafta Hindistan yollarına düşecekler. Diğerleri ise kırtasiye kutumda sahiplerini beklemede :)

4 Şubat 2013 Pazartesi

Hindistan'dan Gelen Doğum Günü Hediyem!

Beni tanıyanlar bilir...Hint kültürüne, Hindistanlılar'a karşı özel bir ilgim, sempatim vardır. Film izleyeceksem önce Bollywood filmlerine zaman ayırırım, müzik dinleme şansım olursa sadece Hint müzikleri dinlerim ve Hindistan'la sınırlı kalmayıp dünyanın dört bir yanına dağılmış Hintli arkadaşlara sahibim...öyle ki yüz yüze görüştüğüm, samimi olduğum, arkadaş diye nitelediğim insanlar doğum günümü hatırlamazken, mekan olarak uzakta bulunan ama gönül bağını hiç koparmayan Hintli dostlarım bu sene de beni şaşırtmayı bildiler :)

Dün akşam küçük bir kutlamayla sona erdirdik doğum günümü...gerçi kutlamayı ikizler üzerlerine alındı ve bütün gece iyi doğdun Deniz ve Ege diye gezindikten sonra pastanın mumlarını büyük bir keyifle söndürdüler.

Ve ertesi gün postacı kapıyı kaç kez çaldı bilmiyorum (zira ben o dakikalarda kırtasiyeye kadar gitmiştim) ama içeri girer girmez masanın üzerinde duran büyük yeşil zarfın benim için olduğunu sezdim :)

Aceleyle açtığım zarftan çıkanlar beni o kadar mutlu etti ki, hislerimi kelimelere dökmem çok zor. Benim için özel olarak Hindistan'daki tarihi açıdan önemli mekanları fotoğraflamış ve arkalarına da bu yerlere dair bana açıklayıcı kısa notlar düşmüş canım arkadaşım. Ne kadar sevindiğimi siz tahmin edin artık!


Bu fotoğrafta Taj Mahal, Lotus Tapınağı, Amber Kalesi ve Altın Tapınak görünüyor...


Bu görselleri daha düzgün çekebilirdim aslında ama ikizlerimin huzursuz zamanına denk geldi, sonra da bir daha fırsat olmadı. Canım arkadaşıma bir de buradan teşekkür ediyorum. Tabi bu satırlar ona bir şey ifade etmeyeceği için bir de kendi dilinde teşekkür etmekte fayda var...

Terenaam, bahut bahut shukriya :)

3 Şubat 2013 Pazar

İyi Ki Doğmuşum Ben :)

Bugün benim doğum günüm...31 yıl önce bugün karlı bir 3 Şubat günü, annem kar kış demeden dünyaya getirmiş beni. İyi de yapmış :)) Şimdi otuzu geçtik ya yaşlandığımı falan hissesiyorum ama öte yandan ben yaşlandıkça bebişlerimin de büyüdüğüne şahit oluyorum. Sağlıklı olduğumuz sürece her yaşın güzelliği olduğuna inananlardanım....

Ve tabi doğum günlerinin olmazsa olmazı tebrikler ve hediyeler....Burada sadece günün ilk hediyesi olan eşim tarafından alınmış ve okumayı çok istediğim kitabı paylaşacağım. Akşama da kutlamamız var. Müsait olanları beklerim :D


2 Şubat 2013 Cumartesi

Nane ve Limon


Dün akşam bize çok önemli iki misafir geldi. Bu birbirinden değerli iki şahsiyeti nasıl ağırlayacağımızı bilemedik, öyle ki koltuk üstüne koltuk koyarak taht misali onları rahat ettirmeye çalıştık. Bu da yetmedi gece iki bebe + anne şeklindeki yatak düzenimizi iki bebe + anne + iki misafir şeklinde değiştirdik. Kim mi bu misafirler?? Bugünlerde ikizlerimin izlemekten büyük keyif aldığı nane ve limon :)

Evimize ve oyunlarımıza hoş geldiniz :D

1 Şubat 2013 Cuma

Liebster Blog Ödülü


Sevgili Azimli Fare beni mimlemiş...Liebster Blog ödülü başlığı altında sirküle edilen bu mim 11 sorudan oluşuyor. Her blogger kendi sorularını cevapladıktan sonra 11 soru daha hazırlayarak topu diğer blogger'lara devrediyor. Benim cevaplarım aşağıda. Yeni soru hazırlamadım. İsteyen herkes aynı soruları cevaplayarak halaya dahil olabilir :)

1. Bu zamana kadar sizi en utandıran olay neydi?
- İki sene evvel bir eczaneye gidip, bir sürü ilaç alıp, sonrasında para ödemeden elimi koluma sallayarak kapıdan çıkma teşebbüsüm. Kapıda eczacı tarafından durdurulduğumda çok utanmıştım. Nereden bilsin adam benim ikiz anası olup beyin hücrelerimin öldüğünü :)))

2. En çok tercih ettiğiniz sosyal medya platformu nedir ve neden?
- İkizlerin günlük bakımından dolayı sosyal medyaları çok sık kullanamasam da arkadaşlarımla haberleşmek için en çok Facebook'u ziyaret ediyorum sanırım.

3. Bir idolünüz var mı? Varsa kim? Yoksa neden yok?
Bir idolüm yok ancak küçüklüğümden beri yazar olma şevkini içimde taşıdığımdan fazlasıyla beğendiğim yazarla var. Mesela Paul Auster, Elif Şafak, Orhan Pamuk...

4. Sizin için "mükemmel" bir gün nasıl olur?
Bu sorunun ikizlerden önce ve ikizlerden sonra şeklinde cevaplanması gerekir ancak ben vakitsizlikten ikizlerden sonra kısmına el atayım. Mükemmel bir gün ikizlerin uzun uzun uyuduğu, hiç itiraz etmeden yemeklerini yediği, çok az TV izleyip kardeş kardeş oynadıkları ve böylece benim de az biraz huzur bulduğum bir gün olabilir... çok mu şey istiyorum? :D

5. Bir lakabınız var mı? Varsa nedir?
Orta okuldayken iskelet kadar zayıf ve uzun kıvırcık saçlı olduğum için Barbie bebek derlerdi...Şimdilerde ise tek lakabım "Anne" :))

6. Büyüdüğünüzde hangi mesleği yapmak istiyordunuz ve şimdi ne yapıyorsunuz?
Hep yazar olmak istedim ama bunu hayatımı geçindirmek olarak değil de hobi olarak görürdüm. Para kazanmak içinse öğretmen olmak istedim. Ama Boğaziçi'nden mezun olduğumda öğretmenlik yapmak istemediğimi anladım. 

7. En çok seyahat etmek istediğiniz 3 ülke hangisi? Nedenlerini de yazabilirsiniz.
Üçüne de cevabım Hindistan - Her zaman Hintli olmayı ve onların yer yer fakir ama çoşkulu kültürlerinde yaşamayı istemişimdir.

8. Yeniden dünyaya gelsen değiştirmek istediğin bir şey olur muydu?
Olurdu. Kesinlikle aileme yakın bir şehirde yaşamak isterdim.

9. Piyangodan 1 milyon lira çıksa, bu parayı neye harcardınız?
Ooooooohhoooooo bu saymakla bitmez :) İkizlerle para harcamak işten bile değil. Ama ihtiyacı olanları da unutmazdım !

10. Sizin için kült olduğunu düşündüğünüz 3 film hangisidir?
- Awara, Devdas ve Geleceğe Dönüş Serisi :D

11. En son okuduğunuz kitap hangisi?
- Nermin Bezmen'in Sır kitabının son 100 sayfasındayım.

Jane Austen Öldü Mü, Issız Acun Kaldı Mı, İmdi Yürek Yırtılır :)

Jane Austen...kadın-erkek arasındaki ilişkileri, aile bağlarını, sosyal düzeni cesur bir kalemle ele alan, yine de döneminde taktir göreme...